12 Mart 2019 Salı, 13:02
Perihan ŞAHİN BAL
Perihan ŞAHİN BAL p.bulut@hotmail.com Tüm Yazılar

KORKMAA!!

KORKMAA!!

Önce bir cam kırılma sesi!

Arkasından hıçkıra hıçkıra ağlayan bir kız çocuğu sesi duydum.

Kuaför salonumda oturduğum koltuktan kalkıp sesin geldiği yöne baktım. Elindeki bardağı düşürmüş, kara gözlerinden damla damla yaş akıyor.

O kız çocuğu daha önce bardak kırdığında korkutulmuş besbelli! Halbuki tam da kişiliğinin gelişme çağında ne kadar zarar veriliyor öz benliğine. Kırılan bardak daha iyisi yerine geliyor ama kişiliğindeki çatlakları yaş ilerlese de tamir edemiyorsunuz.

Korkuu!

Korkmayan bir canlı var mıdır sizce?

Korku da sevmek gibi, özlemek gibi, öfkelenmek gibi, acıkmak gibi bir duygudur.

Korku bir endişe ve tehlike karşısında duyulan heyecan ve bunalımdır. O tehlike ve endişe henüz yaşanmamış olsa da korku önceden düşüncesinde yaşanabilir.

Kendi hayatımdan da küçük bir örnek vermek istiyorum.

İlkokul yaşlarındaydım. Bir gün babam eve misafirlerle geldi ve arabanın kontak anahtarını bana uzatarak ‘’Git! Garajdan arabanın bagajındaki erzakları getir!’’ dedi.

Gittim arabanın bagajını açmak isterken kontak anahtarı kırıldı elimde kaldı. Ne yapacağımı bilemeyerek korkarak içeri girdim.

Bizim jenerasyonumuzdakiler bilir, bizim çocukluğumuzda babalar oldukça otoriter sert görünmek zorundaymış gibiydiler. Bana misafirlerin yanında kızdı, bağırdı.

Çok utanmış ve korkmuştum!

Ben hâlâ bu yaşta kendi arabamın bagajını açarken o anım aklıma gelir. Bazen korkularımızı en yakınlarımız oluşturuyor.

İnsan babasından, kocasından, öğretmeninden, devletinden neden korksun ki?

Korkmanın bir gerekçesi olması lazım!

Eğer kişi başka birilerinin hakkını gasp etmediyse, yalan, hile, hırsızlık, vatan hainliği, dedikodu gibi kötü şeyler yapmadıysa,

Neden korksun ki???

Korkunun da dereceleri vardır.

Küçük bir hamam böceğinden korkmak ya da Mersinli Özgecan Aslan’ın ölmeden önce yaşadığı korku!

İkisi arasında korkunun şiddetinde dünyalar kadar fark var! Korkunun derecelerini, ne tepkilerimiz ne de dilimiz yeter anlatmaya!

Kimi korku sıradan kalırken kimi korku fobi halini alır. Hayatı çekilmez hale getirir. Nefes alamayacak hale koyar insanı ve psikoloji polikliniğinde bulursunuz kendinizi!

Korkunun derecelerini; «şüphelenme, çekinme, heybet, haşyet, dehşet, azap, işkence, ölüm korkusu » gibi hafiften ağıra doğru sıralayabiliriz. Korkunun dereceleri olduğu gibi çeşitleri de vardır.

Köpekten, horozdan, yılandan korkmak,

Karanlıktan korkmak,

Korkudan korkmak!

Yalnızlık ve sessizlikten korkmak,

Ölümden korkmak,

Gelecekten korkmak,

Ekonomik darlıktan korkmak,

Başarısızlıktan korkmak,

Otoriteden, kendinden güçlü olandan korkmak,

Dar alandan korkmak,

Devletten, polisten korkmak,

Kocadan ve babadan korkmak!

Korkutmayın kız çocuklarını; yürekli bir kadın olsun,

Korkutmayın kadınları;istediği kıyafeti seçip giyebilsin..

İstediği saatte sokağa çıkabilsin…

Kendinden ve çevresinden emin olsun…

Sağlıklı nesiller, güvenli insanlar yetiştirsin!

Korkutmayın gençleri; geleceğimizi sağlam karakterleriyle inşa edebilsin…

Korkutmayın hayvanları; ürkmesin, kaçmasın insanlardan…

Korkutmayın vatandaşı özgürce yaşayabilsin ülkesinde, özgürce düşünsün ve ifade etsin kendini,

Kendine de güvensin, çevresine de, devletine de.

Korkutarak aile inşa edilmez!

Korkutarak öğrenci yetiştirilmez!

Korkutarak vatandaş yönetilemez!

Korkutularak alınan kararlardan da, yapılan işten de hayır gelmez..

Korkuyla yaşayan bir ailenin yuvası er yada geç dağılmaya mahkumdur.

Bir ailede korku çok hakimse o aile mutsuz ailedir ,

Güvensiz ailedir…

Zorunlu birlikte yaşayan insan birikintisidir..

Korku hükümdarlığı uzun ömürlü olmaz…

Devlet toplumun güven veren babası,

Şefkat kollarını açmış sevgi dolu merhametli annesidir.

Bir ülkede korku varsa ya o ülkenin insani değerlerinde bir sorun vardır yada korkuyu yaratanların amaçlarında bir şüphe vardır!

Her zaman ailemizde ve ülkemizde sevgiyi, saygıyı, güveni inşa etmeliyiz..

İnşa etmeliyiz ki aile bağları, ülke bütünlüğü kemikleşsin..

Korkuyla yönetilen ülkelerin sonu belli!

Bir zamanlar Hitler vardı!

Saddam vardı…Gaddafi vardı.

Korku dolu anti demokratik bir yönetim şekli oluşturdular!

Sonra da tabii ki acı göçüşlerini yaşadılar…Yok olup gittiler.

Bizim ülkemizde yani Türk aile yapısında önce korkusuzluk vardır..

Sonra da güven ve dürüstük vardır.

Vatanın varlığı ve bütünlüğü yegane hedefimizdir…

Ülke olmanın değerini biz çok iyi biliriz…

Taa! Malazgirt savaşından berii,

Taa…Kurtuluş savaşından beri!

Tam da bu gün 12 mart günü, 1921 tarihinde Mehmet akif ersoy;

‘’KORKMA’’ diye başlayan miili marşımızı yazmıştır..

‘’Hakkıdır hakka tapan milletimin İstiklal!’’ diyerek elzem iki değerimizden bahsederek bitirmiştir on kıt’alık istiklal marşımızı.

Dinimizden de, bayrağımızdan da kopamayız!

Türk’ün korkusuzluğunu dünya bilir!

Hepimiz biriz..

Hepimiz bütünüz..

Türk’e korkmak yaraşmaz..

Sevgiyle güven çokluğundan, hayatınızda korkuya yer kalmasın…

Umutla…

Perihan Şahin Bal 12 mart 2019 Antalya

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz