ANTALYA NEKROPOL MÜZESİ NÖBETİ – 20. GÜN
Bugün nöbetimizin 20. günü.
Tam 20 gündür bu alanın önünde duruyoruz. Ama aslında burada beklediğimiz şey 20 günlük bir hikâye değil. Bu utanç tablosu yaklaşık 2,5 yıldır sürüyor. 2,5 yıldır kuşlar ağlara takılıyor, çırpınıyor, yaralanıyor, açlıktan, susuzluktan ve korkudan ölüyor. Ve 2,5 yıldır sorumlular sessiz.
Yirmi gündür aynı soruyu soruyoruz: Bir canlının yaşam hakkını savunmak için daha ne kadar beklememiz gerekiyor?
Bu ağlar kuşlar için bir tuzak olmaya devam ederken, kurumlar sorumluluk almaktan kaçıyor. Her geçen gün yeni ölümler yaşanırken, yetkililer kamuoyunun vicdanını rahatlatacak tek bir somut adım atmıyor. Görüyorlar ama bakmıyorlar. Duyuyorlar ama duymamayı tercih ediyorlar.
Bugün burada yalnızca ölen kuşlar için değil, kamusal sorumluluğun yok sayılmasına karşı da duruyoruz.
Çünkü mesele artık sadece kuşlar değildir.
Mesele; liyakatsizliğin, umursamazlığın ve görev ihmallerinin canlı yaşamına mal olmasıdır.
Mesele; devletin koruması gereken canlıların göz göre göre ölüme terk edilmesidir.
Mesele; herkesin gördüğü bir sorunun, yetkili makamlar tarafından hâlâ çözümsüz bırakılmasıdır.
Antalya’nın kavurucu sıcağında günlerdir burada bekleyen insanlar var. Emek verenler var. Ses olmaya çalışanlar var. Ama bir tarafta da makam odalarının konforundan çıkıp bu ölümlere son vermek için irade göstermeyenler var.
Tarih boyunca hiçbir kurum sessizliğiyle haklı çıkmadı.
Hiçbir yönetici görmezden gelerek sorumluluktan kurtulamadı.
Hiçbir vicdansızlık sonsuza kadar gizlenemedi.
Bugün 20. gün.
Ve biz hâlâ buradayız.
Çünkü kuşlar konuşamıyor.
Çünkü ölen her canın hesabı sorulmalı.
Çünkü bu ağlar kaldırılana, ölüm düzeni sona erene ve sorumlular görevlerini yerine getirene kadar susmayacağız.
Buradan bir kez daha sesleniyoruz:
Bu ölümler kader değildir. Bu ölümler doğal değildir. Bu ölümler önlenebilir.
Ve önlenmediği her gün, yaşanan her ölümün sorumluluğu sessiz kalanların omuzlarındadır.
20 gündür buradayız.
Gerekirse 21. gün, 30. gün, 100. gün de burada olacağız.
Çünkü yaşamı savunmakta ısrar edeceğiz.
Çünkü bu utanç sona erene kadar gitmeyeceğiz.
