SOMA FACİASI / Tarık YEL’in yazısı
Ölümden çıkıyor. Bataklıktan zor kurtarmış kendini, yüzü gözü kapkara ve çizmeleri kömür karası olmuş, ambulansa bindiriliyor. Aracın içindeki sedye çarşafları kirlenmesin diye, soruyor; çizmelerimi çıkarayım mı? Diyorlar; yok bir şey olmaz. Böyle yat ve gidelim hastaneye… seni bir an önce, sağlığına kavuşturalım. İşte böyledir bizim insanımız, hayatını hiçe sayıyor, örtüyü bezi düşünüyor.
Bir diğer işçi kurtardığı arkadaşına sevinemiyor. Çünkü içerden çıkamayan arkadaşlarını düşünüyor. Biz Türkler böyleyiz, kendimizden çok karşı tarafı düşünürüz. Soma maden ocağı patlaması ve göçüğü çok kötü oldu. 300′ e yakın ölü ve 80’e yakın yaralı var. Yerin altındada çalışanlara göre, yüzlerce madencimizi daha çıkaramadık.
Madende trafo patladı. Yangından çıkan karbonmonoksit gazı, madencileri boğdu., zehirledi. Peki neden tünel yollarında, yeteri kadar hava teneffüs cihazı yokdu ki?… En başta bu cihazların olması gerekmiyormu du? Olması gereken yaşam odaları neden yoktu? İdareciler bilmiyorlar mı? Bunlar nasıl yönetici… Madencilerin dolaplarını gördüm, çoğunun kova! evet evet plastik bildiğimiz, çöp bidonları… Gerçi işçi dolabı bile almayan idareciler, hiç hava teneffüs cihazı alır mı? Yaşam odaları kurarlar mı?
Vallah bana gelen kuvvetli duyumlara göre, bu madende çalışan binlerce madenci var. Ölü sayısı yüzlerce, ama şu an kamuoyuna bunu açıklayamıyorlar. Bunu unutmayalım ki, hiç bir gerçek saklı kalmaz. Gün gelecek her şey ortaya çıkacaktır.
Benim anlayamadığım konu, neden ilgili Bakan istifa etmez. Ya ihmal var ya da yok. Vicdanlar biraz sulh bulsun diye, ilgili makamın çoktan istifa etmesi gerekiyor. Ya da görevden alınması lazım. Ya milyonların istediği bu… Bu ülkenin 0/0 60’ı bir kişi yapmıyor mu? Ben Başbakan’ın bu yönde karar vermesini isterdim. Kanayan yaralar bir nebze dursun diye…
Başbakan ERDOĞAN, Soma’ya geldi. Malesef madenci yakınlarının protestosu ile, bir markete girmek zorunda kaldı. Bu duruma gerçekten çok üzüldüm. Eminim kendisinede bu durum, inşallah vicdanı olarak rahatsız etmiştir.
Adamın orda oğlu ölmüş, eşi ölmüş yada babası vefat etmiş, hemde boğularak, kömür karası içinde… Başbakan ERDOĞAN; ”olabilir, sakin olun benimde yüreğim yanıyor. Dünyanın her yerinde oluyor böyle maden faciaları…” diyor” Yüreğin yanıyorsa sayın Başbakan, neden gözlerinden yaş gelmedi ya da nemlenmedi… Neden dik duran başını, sırtını biraz eğmedin… Nedir? ben bilirim tavırların… Başbakan olman, halkın için üzülmene engelmidir? Bilakis senin daha çok ağlaman, üzülmen lazım. Çünkü sen bu halkın oyu ile, en yüce makamda oturuyorsun.
Yanında görevli müşavirin, ağlayan ve canı yanmış Soma’lı birisini tekmeliyor. Neden buna izin veriyorsun. Başbakan ne demek, milletin vekili, çalışanı demek. Ama seçildikten sonra, milletin kral’ımı oluyor acep? Herhalde, durum onu gösteriyor. Sayın Başbakan; oğlun Bilal’i savcılar ifadeye çağırınca, aslanlar gibi önüne geçtin, oğlumu kimselere yedirmem dedin. Peki sen sadece oğlunu ve aileni korumak için mi Başbakan oldun?
Benim ülkemin Başbakan’ı, Soma’da yere oturacak ve ölenlerin yakınları ile ağlayacak. Ağlamasa bile, en azından gözleri nemlenecek ve gözleri kara kara toprağa bakacak…”Ya çocuklar, ya Soma’lılar eğer ki bir yanlışlık yaptıysak, suçluları adli ceza ile cezalandıracağız. Sizler hiç merak etmeyin, yapılan yanlışların, sorumlularına hemen hesapını soracağız. Hemen ilgili Bakan’ın görevine son veriyorum. Onunda suçu varsa, o da cezasını görecek demeni” millet olarak beklerdik. Bunu söylemek ya da yapmak çok mu zor.
Hatırla Başbakan, bundan 1-2 ay önce, bu ülkenin en zengin işadamlarına, yani TÜSİAD’a fırça attın… Bu kadar güçlüsen, bu maden ocağı sahibi hakkında, neden bir tek kelime aleyhine etmedin? ”Madende ihmali varsa, iş güvenliğini sağlamadıysa, gereğini yaparız.” diye…
İşte bu dediklerimi ilk gün yapsaydın sayın Başbakan, bugün sokaklarda eylem falan kalmazdı. Size muhalefet, 0/0 60 Türk halkıda yanınıza geçerdi. Şunuda söyleyeyim…Bir Başbakan’a ağlamak bir şey kaybettirmez. Aksine çok şey kazandırır. Onu yüceltir, göklere çıkartır. Ayrıca bir Başbakan bir faciada, canı yanmış bir vatandaşına tokat atarsa, halkın gözünde küçülür. Ama tokat yerse ve sessiz kalırsa, onu Milletin gözünde kahraman yapar.
Bu memleket geçmişte, geçim sıkıntısı yaşayan bir vatandaşı tarafından bir Başbakan’a yazar kasa fırlatanları gördü ve yaşadı. Bu durumu yaşayan sayın Bülent ECEVİT’di. Peki! sayın Bülent ECEVİT ne yaptı. Sadece gözleri donuk donuk, vatandaşına hak verircesine öylesine baktı. Belli ki gözlerinden vatandaşı için çok üzüntülüdü. IMF kapısında, halkı için 1 milyar borç için bekleyen gene Bülent ECEVİT’ti. Dilenci misali, sayın ECEVİT para bekliyordu medya önünde…
Ne oldu? Bülent ECEVİT küçüldü mü? Bilakis şu an Milletin gözünde, 1 numara… katrilyonları yoktu, son model aracı yoktu… Üç kuruşluk Anadol aracını resmi Başbakan’lık aracı yapmıştı Bülent ECEVİT, ama İşte bu karekteristlik özelliklerinden dolayı, şu an halkın gözünde tek…
Ak parti döneminin, ilk 10 senesi çok muhteşemdi. Başbakan ERDOĞAN, Başbakan’lar arasında liderliğe oynuyordu. Tamam dedim, büyük Başbakan geldi, yaptıkları işler nedeniyle, tarih kitaplarına yazılır, dedim. Asgari ücreti çözer, emekli maaşlarını yükseltir ve halkın maddi problemlerini çözerek, efsaneliğe oynar, diyordum.
Bir baktım son 2 sene, sayın Başbakan ERDOĞAN, her şeyi ben bilirim… Olabilir, tamam, olabilir, diyen tavırlar içine girdi. Çoğunluk halk beyaz diyorsa, sayın Başbakan siyah dedi. Ve bu inatçılık tavrını, hemen hemen 2 yıldan beri sürdürüyor. İşte bu durumlar, Başbakan ERDOĞAN’ının artılarını büyük oranda götürdü. Hatta eksiğe döndürdü, rahatlıkla diyebilirim…Temennim bu inatçılığından geri dönmesi… Yoksa tarihe, ”Halkını dinlemeyen, her şeyi bilen, Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN”olarak geçecek… Bu nedenle ekonomi alanındaki başarılarına, gölge düşecek ve hatırlanmayacak… Şimdi yanında olanlar yarın, ”ya biz ne yapalım. Biz emirleri uyguladık. Biz emir kuluyuz” diyecekler. Bu işlerden sıvışacaklar. Bir de şu vardır ve doğrudur. Yanlışın neresinden dönülse iyidir.
Türk milleti; unutulmasın ki, her şeyin ve herkesin notunu veriyor. Yeri geldi mi, osmanlı tokatını öyle bir indirirki; yandım Allah dedirtir.
