22 Mart Dünya Su Günü idi.
Tatlı su kaynaklarının önemine dikkati çekmek ve bu kaynakların sürdürülebilir yönetimine odaklanılmasını sağlamak amacıyla 1993 yılından bu yana her yıl 22 Mart’ta Uluslararası Dünya Su Günü kutlanıyor.
Tatlı suyun önemine odaklanan yıllık Birleşmiş Milletler etkinliği. Dünya Su Günü, suyu kutlar ve güvenli suya erişimi olmayan 2,1 milyar insan konusunda farkındalık yaratır. Küresel su krizine dikkat çeker. Nitekim 22 Mart Dünya Su Günü vesilesiyle yapılan açıklamalarda,, iklim krizi ve artan kuraklık riskine dikkat çekildi.
Su güvenliğinin ekonomik ve stratejik bir öncelik haline geldiğini vurguladı. Su, yalnızca bugünün değil gelecek kuşakların da yaşam güvencesi. Suyun korunması, doğru yönetilmesi ve sürdürülebilir kullanımı tüm uluslararası toplum için yaşamsal bir sorumluluk. Ancak su kaynakları giderek azalıyor. İklim değişikliğinin etkileri giderek görülüyor. Dünyada giderek derinleşen su krizi salt çevresel bir sorun değil. Küresel ekonomi, gıda güvenliği ve siyasi istikrar açısından da ciddi riskler oluşturuyor. Bu durum özellikle tarım sektörü açısından ciddi riskler barındırıyor. Uzmanlarca, Türkiye’de son 65 yılda kuraklık nedeniyle 11 milyar metreküp kullanılabilir su kaybı yaşandığına işaret ediliyor..
Yeraltı su kaynaklarında ise son 20 yılda 40–50 metreye varan çekilmelerin gözlemlendiği vurgulanıyor. Sadece Şanlıurfa’da 17 bin ruhsatlı kuyu bulunurken, kayıt dışı kuyuların sayısının 65 binin üzerinde olduğu ifade ediliyor. Bu tablo, su yönetiminin artık ertelenemez bir konu olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar “Su güvenliği artık yalnızca çevresel bir mesele değil; ekonomik istikrarın temelidir. Türkiye su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alıyor. Yer altı su seviyelerindeki dramatik düşüş, tarımsal üretim ve gıda güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Alternatif su üretim teknolojilerine yatırım yapmak artık bir tercih değil, zorunluluktur.” diyorlar. Tatlı su kaynaklarından elde edilen suyun ortalama maliyetinin 0,45 Euro seviyelerinde olduğu belirtilirken, küresel ölçekte ülkeler alternatif su yatırımlarını hızlandırıyor.
Birleşik Arap Emirlikleri deniz suyu arıtımına 80 milyar dolar, Mısır ise 30 milyar dolar yatırım gerçekleştirdi. Bu yatırımlar, deniz suyu arıtımının stratejik bir güvenlik başlığı olarak ele alındığını gösteriyor. Uzmanlar, özellikle kuraklık riski yüksek bölgelerde deniz suyu arıtımı teknolojilerinin sürdürülebilir tarım açısından önemli bir çözüm sunduğunu belirterek “Su–enerji–gıda dengesi bütüncül bir stratejiyle ele alınmalı. Bugün atılacak yatırımlar, yarının ekonomik dayanıklılığını belirleyecek.” diyorlar. Su güvenliğinin sağlanmasının; ekonomik büyüme, tarımsal sürdürülebilirlik ve toplumsal istikrar açısından kritik olduğu vurgulanıyor. Türkiye su zengini bir ülke değil. Nüfus artışı ve iklim değişikliği dikkate alındığında su kaynaklarımız üzerindeki baskı her geçen gün daha artıyor. Öte yandan, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın son yıllarda bir takım adımlar attığı gözleniyor. Kuraklık tehdidine karşı 2023-2027 dönemi eylem planı hazırlayan Tarım ve Orman Bakanlığı, tarımsal kuraklık konusunda kamuoyunun bilincinin artırılması, sürdürülebilir tarımsal su kullanımının planlanması, kuraklığın yaşanmadığı dönemlerde gerekli tedbirlerin alınması ve kriz dönemlerinde etkin mücadele programı uygulanarak kuraklığın etkilerinin en aza indirilmesini amaçlıyor. Plan, tarımsal kuraklık tahminine dayalı kriz yönetimi uygulanmasını öngörüyor.
İl bazında yağış ve toprak nem verileri ile yeraltı ve yerüstü sularının rasat değerleri izleniyor. Bu değerlere dayanarak il kriz yönetim planları oluşturuluyor. Akdeniz kuşağında yer alan Türkiye, yüksek risk grubu ülkeler arasında kabul ediliyor. Önümüzdeki 100 yıl için yapılan iklim değişikliği tahminlerine göre, ülkede su kaynaklarının yaklaşık yüzde 25 oranında azalması bekleniyor. Gerekli tedbirler alınmadığı takdirde, 2050 yılından itibaren Türkiye’nin su sıkıntısı yaşayan ülkeler arasında yer alacağı tahmin ediliyor.
Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından, iklim değişikliğinin su kaynaklarına olası etkilerine yönelik 2100 yılına kadar su-nüfus projeksiyonları belirlendi. Su kaynaklarının korunması, verimli ve sürdürülebilir kullanımıyla ilgili planlar ile su politikalarının hayata geçirilmesi için çalışmalar yürütülüyor. Toplum genelinde su verimliliği kültürünün oluşturularak kaynakların sürdürülebilir kullanımının teşvik edilmesi maksadıyla, “Suda Sıfır Kayıp” ilkesiyle başlatılan Ulusal Su Verimliliği Seferberliği çerçevesinde 31 Ocak 2023 tarihinden bu yana etkinlikler gerçekleştiriliyor.
Sonuç itibariyle, küresel ısınmanın getirdiği iklim değişikliği en fazla su konusunu tehdit ediyor. Suyun verimli kullanılması büyük önem taşıyor. Hayatımızdaki yeri ve önemi tartışılmaz olan suyun verimli kullanımı, kurumsal değil milli ve küresel bir konu. Tatlı su kaynaklarının korunması ile su kaynaklarının verimli ve sürdürülebilir şekilde kullanılması hayati öneme sahip. Su israfının önlenmesi ancak topyekûn bir seferberlik ile mümkün. Bu seferberlik ruhu, kurumsal, bölgesel, kültürel ve sektörel sınırlamalara maruz kalmadan ülke geneline yayılmalı.
Gürsel Demirok
Kaynak: Suyun Kıymetini Bilelim





