CHP içindeki kaotik durum günlerdir kamuoyunu meşgul ediyor. Parti’nin geleceğine ilişkin senaryolar tartışılıyor, olası liderlik mücadeleleri konuşuluyor.
CHP kadar kamuoyunun gündeminde olmasa da AK Parti’de de partinin geleceğine ilişkin arayışlar ve tartışmalar dikkat çekiyor.
Yaklaşık çeyrek asırdır iktidarda bulunan AK Parti içinde de bazı sancıların yaşandığı görülüyor. Partinin geleceği sadece muhalefetin değil, AK Parti seçmeninin de merak konusu. Bir zamanlar “seçim kazanma makinesi” olarak görülen parti, bugün hem ekonomik gelişmelerin hem de değişen toplumsal dinamiklerin etkisiyle yeni bir sınav veriyor.
Peki AK Parti’de neler oluyor? Parti içinde bir güç mücadelesi var mı? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sonrası senaryolar neler? Ve en önemlisi, AK Parti önümüzdeki seçimleri yeniden kazanabilir mi?
Erdoğan faktörü
AK Parti’nin en büyük avantajı da, en büyük bilinmezi de Recep Tayyip Erdoğan.
Erdoğan, partinin kuruluşundan bu yana tartışmasız lider konumunda oldu. AK Parti, büyük ölçüde Erdoğan’ın siyasi karizması, hitabet gücü ve liderliği etrafında şekillendi. Bugün AK Parti denildiğinde akla gelen ilk isim hâlâ Erdoğan.
Partinin bugüne kadar elde ettiği seçim başarılarında Erdoğan faktörünün belirleyici rol oynadığı konusunda geniş bir mutabakat bulunuyor. Ancak siyasetin doğasında değişim vardır. Her siyasi hareket er ya da geç kurucusundan sonraki döneme hazırlanmak zorundadır.
Bu nedenle bugün AK Parti açısından en önemli sorulardan biri, Erdoğan sonrası dönemin nasıl şekilleneceğidir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir gün aktif siyasetten çekilmesi veya görevini bırakması halinde partinin nasıl bir yol izleyeceği sorusu artık daha sık soruluyor.
Erdoğan sonrası senaryolar
AK Parti içerisinde zaman zaman farklı isimler öne çıksa da Erdoğan’ın siyasi ağırlığını taşıyabilecek, tabanı aynı ölçüde etkileyebilecek bir lider henüz ortaya çıkmış görünmüyor.
Bu nedenle Erdoğan sonrası döneme ilişkin üç temel senaryo konuşuluyor.
Birinci senaryo, partinin güçlü bir lider etrafında yeniden birleşmesi. Bu durumda AK Parti, lider değişimine rağmen kurumsal yapısını koruyabilir ve siyasi yolculuğunu sürdürebilir. Ancak bugün itibarıyla Erdoğan’dan sonra bayrağı devralabilecek ve parti tabanını aynı ölçüde bir arada tutabilecek bir ismin varlığı konusunda ciddi soru işaretleri bulunuyor. Zaman zaman aile içinden bazı isimler kamuoyunda tartışılsa da bu isimlerin Erdoğan’ın siyasi ağırlığını taşıyabilecek güçte oldukları söylenemez. Ancak güven vermeyen, darmadağın bir muhalefetin varlığı bu senaryonun gerçekleşmesi şansını yükseltebilir.
İkinci senaryo, parti içerisinde farklı grupların ve güç odaklarının daha görünür hale gelmesi. Bu durumda yönetim üzerinde etkili olmak isteyen siyasi aktörler arasında rekabet yaşanabilir. Siyasi tarih, lider sonrası dönemde yaşanan parti içi mücadelelerin birçok örneğiyle doludur. Böyle bir sürecin AK Parti içinde de yaşanması ihtimal dışı değildir.
Üçüncü senaryo ise merkez sağ siyasette yeni oluşumların ortaya çıkması ve AK Parti seçmeninin bir bölümünün farklı adreslere yönelmesidir. Özellikle son yıllarda ekonomik sıkıntılar ve değişen toplumsal beklentiler nedeniyle bu ihtimal üzerinde duran siyasetçilerin ve siyasi çevrelerin olduğu görülüyor.
Bugün itibarıyla bu senaryolardan hangisinin gerçekleşeceğini kesin olarak söylemek mümkün görünmüyor.
Partide güç mücadelesi var mı?
Siyasi kulislerde uzun süredir AK Parti içerisinde farklı görüşlerin bulunduğu konuşuluyor.
Partinin kuruluşunda önemli görevler üstlenmiş bazı isimlerin zaman zaman iktidarın politikalarına yönelik eleştirilerde bulunmaları dikkat çekiyor. Ayrıca sosyal medyada gündeme gelen çeşitli tartışmalar ve iddialar da parti içindeki farklı eğilimlerin varlığına işaret ediyor.
Ekonomi yönetiminden yerel yönetimlere, bürokrasiden teşkilatlara, hukuk devleti tartışmalarından kamu kaynaklarının kullanımına kadar birçok konuda farklı yaklaşımların bulunduğu gözleniyor.
Ancak bütün bunlara rağmen AK Parti’de açık bir liderlik krizinden söz etmek şu aşamada mümkün görünmüyor. Çünkü partide nihai karar mekanizmasının merkezinde hâlâ Recep Tayyip Erdoğan bulunuyor.
Bununla birlikte Erdoğan sonrası döneme hazırlık yapan kişi ve grupların olduğu yönündeki değerlendirmeler de siyaset gündeminde yer almaya devam ediyor. Bu durum da doğal olarak parti içindeki dengelerin gelecekte nasıl şekilleneceğine ilişkin tartışmaları canlı tutuyor.
Yeni seçimleri kazanabilir mi?
Bu sorunun cevabı yalnızca AK Parti’nin performansına değil, muhalefetin ortaya koyacağı tabloya da bağlı.
AK Parti’nin hâlâ önemli avantajları bulunuyor. Türkiye’nin en yaygın teşkilat ağına sahip siyasi partisi olması bunların başında geliyor. Ayrıca yıllar içerisinde oluşmuş sadık bir seçmen kitlesi de partinin en önemli dayanaklarından biri olmaya devam ediyor.
Buna karşılık ekonomik sıkıntılar, hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki bozulma ve özellikle genç seçmenin değişen beklentileri iktidarın karşı karşıya olduğu temel zorluklar arasında yer alıyor.
Muhalefetin ortak bir strateji geliştirmesi ve seçmene güçlü bir alternatif sunması halinde seçim rekabetinin daha sert geçmesi beklenebilir. Ancak muhalefetin dağınık ve kendi iç sorunlarıyla meşgul görüntü vermesi durumunda AK Parti’nin yeniden avantaj elde etmesi de mümkündür.
Muhalefet, AK Parti’nin sancılarından, zaaflarından istifade yollarını mı araştırır, yoksa seçmenlerinin tepkilerine rağmen birbirlerini hırpalamayı sürdürmeyi tercih eder bilinmez.
Dolayısıyla önümüzdeki seçimlerin sonucu yalnızca iktidarın performansıyla değil, muhalefetin ne kadar güven veren bir alternatif oluşturabildiğiyle de yakından ilgili olacaktır.
Sonuç
AK Parti bugün tarihinin belki de en kritik eşiklerinden birinde bulunuyor. Bir tarafta uzun yıllardır devam eden iktidarın getirdiği yorgunluk ve yıpranma, diğer tarafta hâlâ etkisini koruyan güçlü bir siyasi liderlik var.
Ancak asıl mesele seçim kazanıp kazanmamak değil.
Asıl mesele, AK Parti’nin Erdoğan sonrası döneme ne kadar hazır olduğudur.
Çünkü siyasi tarih bize güçlü liderlerin partileri iktidara taşıyabildiğini, ancak kurumlaşamayan yapıların liderleri sahneden çekildiğinde ciddi sarsıntılar yaşayabildiğini gösteriyor.
Önümüzdeki yıllarda yaşanacak gelişmeler yalnızca AK Parti’nin geleceğini belirlemeyecek. Aynı zamanda Türkiye’de siyasetin kişilere mi yoksa kurumlara mı dayanacağını da ortaya koyacak.
Belki de bugün sorulması gereken en önemli soru şudur:
AK Parti Erdoğan sonrası döneme hazır mı?
Daha da önemlisi, Türkiye Erdoğan sonrası siyasete hazır mı?
Bu sorunun cevabını ne anketler verebilir ne de siyasi kulisler…
Cevabı, zaman gösterecek.
Ve o cevap yalnızca bir partinin değil, Türkiye’nin gelecek yıllardaki siyasi yönünü de belirleyecek.
Orijinal fotoğraf: akparti.org.tr
Gürsel Demirok





