Emekli Diplomat Gürsel Demirok un kaleminden…
“CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP liderine yönelik 39 dava açtığını, kesinleşen 21 davadan 20’sinin müvekkili lehine sonuçlandığını açıklamıştı. Çelik ayrıca, Erdoğan başta olmak üzere AK Partili siyasetçiler, bakanlar ve grup başkanvekilleri tarafından açılan davalarla Kılıçdaroğlu’nun yolsuzluk iddiaları üzerinden baskı altına alınmak istendiğini söylemişti.”
Avukat Çelik’in bu açıklamaları Ocak 2021 tarihine ait. O dönemde medyada yer alan haberler, “Hukuk devletinin olduğu yerde açılan davalar Kılıçdaroğlu aleyhine sonuçlanamaz” başlığıyla verilmişti. Çelik ayrıca 18 dava hakkında yargı süreçlerinin devam ettiğini belirtmişti. Aradan geçen yılların ardından, söz konusu davaların bugün hangi aşamada olduğu konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi faydalı olacaktır.
Son dönemde sosyal medya ve yazılı basında Kemal Kılıçdaroğlu hakkında çok sayıda haber ve yorum yer alıyor. Daha önce kaleme aldığım “CHP tuzağa nasıl düştü?” başlıklı yazımda da değindiğim gibi, Kılıçdaroğlu geçmişte dezenformasyon niteliğindeki haberlerden sıkça yakınırdı. Bugün çıkan haberlerin hangisinin doğru, hangisinin dezenformasyon olduğu konusunda kamuoyunun sağlıklı bir değerlendirme yapması giderek zorlaşıyor. Kimi haberler karşısında insan “Olur mu böyle şey?” derken, kimileri karşısında ise şaşkınlığını gizleyemiyor.
Geçen günlerde dikkat çekici bir değerlendirmeye rastladım. Kılıçdaroğlu’nu İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi (İTİA) yıllarından tanıdığını belirten bir hesap uzmanı meslektaşı, kendisi hakkında şu ifadeleri kullanmış:
“Parasal dürüstlüğü konusunda bir şey söyleyemem, dürüsttür. Ancak hayatımda tanıdığım en içten pazarlıklı sinsi insanlardan biridir. Gerektiğinde safa yatar ama göründüğü gibi değildir.”
Siyasetçilerin öğrencilik yılları ve meslek hayatları her zaman ilgi çekici olmuştur. Bu değerlendirme de bu nedenle dikkatimi çekti. Elbette doğruluğunu teyit etmek mümkün değil.
Bugün hakkında çok sayıda haber ve değerlendirme yapılan, siyasi gelişmeler üzerinde etkili olmaya devam eden Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi geçmişinin, ilişkiler ağının ve siyasi tercihlerinin daha yakından incelenmesi gerektiği yönündeki görüşler giderek artıyor.
Öte yandan, yalnızca Kılıçdaroğlu değil, ekibi hakkında da çeşitli iddialar ve yorumlar kamuoyuna yansıyor. Gazeteci Deniz Zeyrek’in köşesinde aktardığı bir kulis bilgisine göre, Kılıçdaroğlu ekibinden olduğu belirtilen bir isim şunları söylemiş:
“Yargı tamamen arkamızda. Hepsinin haddini bildireceğiz. Ağızlarıyla kuş tutsalar hiçbir sonuç elde edemeyecekler. Bütün kapılar yüzlerine kapanacak.”
Bu tür açıklamalar, CHP içerisindeki gerilimin ne kadar derinleştiğini gösteriyor. Parti içindeki farklı ekiplerin birbirlerine yönelik sert tutumları uzun süredir kamuoyunun gündeminde. Bu çatışmalı ortamın ise en çok iktidarın işine yaradığı yönündeki değerlendirmeler dikkat çekiyor.
Daha önce de belirttiğim gibi, Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel ekiplerinin uzlaşması gerektiğini düşünüyorum. Ancak mevcut atmosfer içerisinde bunun kolay olmadığı da açık görünüyor. Parti içindeki mücadele sürerken, seçmenin önemli bir bölümü ekonomik sorunlar, emeklinin geçim sıkıntısı ve çalışan kesimlerin talepleri karşısında muhalefetin enerjisini neden kendi iç meselelerine harcadığını sorguluyor.
Özgür Özel’e yönelik her siyasi darbenin yalnızca CHP’ye değil, daha geniş anlamda muhalefet blokuna zarar verdiğini düşünenlerin sayısı az değil. İktidar değişikliği beklentisi taşıyan seçmenlerin kaygıları da bu nedenle giderek büyüyor.
Diğer taraftan, Ankara kulislerinde farklı senaryolar da konuşuluyor. Bazı iddialara göre, Özgür Özel ve ekibi yeni bir siyasi oluşum ihtimalini ciddi biçimde değerlendiriyor. Bu görüşe göre mevcut şartlarda yeni bir parti kurulmasının kaçınılmaz hale geldiğini düşünenler bulunuyor.
Kulislerde dile getirilen iddialara göre, büyükşehirlerde ve Anadolu’da yeni parti yapılanması için hazırlıklar yürütülüyor, örgütlenme çalışmaları üzerinde duruluyor. Yeni oluşumun yalnızca CHP’nin devamı niteliğinde değil, aynı zamanda daha geniş bir demokratik muhalefet cephesinin merkezi olması hedefleniyor.
Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde, CHP’ye oy vermekte tereddüt eden merkez sağ ve milliyetçi seçmenlerin de yeni oluşuma yönelmesinin mümkün olabileceği değerlendiriliyor.
Bu kulis haberlerini okuyan bir dostum, “Atatürkçü, özgürlükçü ve mevcut iktidardan yorulmuş seçmenler yeni bir arayış içinde olabilir. Belki de yeni bir oluşum bir fırsat penceresi açar. Bekleyip görmek gerekir” yorumunu yaptı.
Gerçekten de Ankara’da siyaset gündemi son derece hareketli. Yaz sıcakları siyasetin temposunu düşürmüş görünmüyor. Başkent kulisleri yeni iddialar ve yeni senaryolarla kaynıyor.
Bekleyip göreceğiz…
Gürsel Demirok

Fotoğraf: chp.org.tr




