USD44,30
EURO51,30
GBP59,27
BIST13.047,72
GR. ALTIN6.405,40
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak

BU BELİRTİLER “İNME” SİNYALİ OLABİLİR!

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

29 EKİM DÜNYA İNME GÜNÜ

Yaşam tarzı ilaç kadar etkili

BU BELİRTİLER “İNME” SİNYALİ OLABİLİR!

Halk arasında “felç” olarak bilinen inme, dünyada en fazla fonksiyon kaybına neden olan, yaşam kalitesini en fazla etkileyen ve ölüm nedeni olarak 2. sırada yer alan bir hastalık grubu. Tüm dünyada her 2 saniyede 1 kişi, bir yılda 17 milyon kişi inme geçiriyor ve 6 milyon kişi de aynı nedenle yaşamını yitiriyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ülkemizde de son yıllarda inme nedeniyle hayatını kaybeden hasta sayısı artarak 2016 yılında 40 binlere ulaştı. Acıbadem Altunizade Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nazire Afşar inmenin kısmen tedavi edilebildiğine dikkat çekerek, “Erken dönemde müdahale edildiğinde beynin beslenmesinde sorun oluşturan pıhtı tedaviyle ortadan kaldırılabiliyor ve kalıcı hasar engellenebiliyor. Ancak tedavi belirtilerin ortaya çıkışından itibaren ne kadar erken yapılırsa, o kadar etkili oluyor. Bu nedenle yüzde çarpılma, kol ve bacakta güçsüzlük, konuşmada bozulma, çift görme ve /veya ani bilinç bozukluğunda bu yakınmaların düzelmesi beklenmeden en kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna başvurmak hayati önem taşıyor” diyor.

Tedavide zaman çok önemli
Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nazire Afşar inmenin beyne giden büyük damarların ya da beyin içindeki kılcal damarlarının tıkanması veya kanaması sonucu geliştiğini belirtiyor. İnmelerin yüzde 80’i damar tıkanıklığı nedeniyle meydana geliyor. Damar tıkanması ise damar duvarındaki iç mekanizmalar sebebiyle veya damara pıhtı atmasından kaynaklanıyor. Bunun sonucunda beyne yeteri kadar kan gitmiyor ve o damara ait alanlarda hasar oluşuyor. İnmelerin yaklaşık yüzde 15’inde ise beynin kılcal damarlarında çatlama soncunda doku içinde kanama görülüyor. Her iki durumda da beynin belirli bir alanı işlev göremez hale geliyor ve hastada felç ortaya çıkıyor. Felç sonrasında hastaların yaklaşık yüzde 20’si ya kaybediliyor ya da ağır özürlülükle sağ kalıyor. Bu aşamada tedavide ne kadar geç kalınırsa özürlülük oranları da o kadar artıyor.

İlk saatler çok kritik
İnme kısmen de olsa tedavi edilebilen bir hastalık. “Ancak tedavinin çok erken dönemde ve hızla yapılması gerekiyor” diyen Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nazire Afşar sözlerine şöyle devam ediyor:
“ Tedavi, belirtilerin ortaya çıkışından itibaren ne kadar erken yapılırsa, o kadar etkili oluyor. Erken dönemde müdahale edildiğinde beynin beslenmesinde sorun oluşturan pıhtı ortadan kaldırılabiliyor ve kalıcı hasar engellenebiliyor. Hastanın ileride hayat kalitesi açısından fark yaratabilecek bu erken dönem tedavinin ilk 4.5 saatte, uygun merkezlerde yapılması belirleyici rol oynuyor. Tedavide damar açmaya yönelik tromboliz tedavisi uygulanıyor.” Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nazire Afşar ayrıca daha önce felç geçirmiş veya tansiyon gibi riskler saptanmış kişilerin “iyileştim” düşüncesiyle ilaçlarını asla kesmemeleri konusunda da uyarıyor. Çünkü kullanılmakta olan kan sulandırıcı, tansiyon veya kolesterol ilaçlarının kesilmesi yeni bir felce karşı kişileri korunmasız bırakıyor. Bu koşullarda ortaya çıkan inme ise birincisine oranla daha ağır sonuçlar taşıyabiliyor.

Yaşam tarzı değişikliği ilaç kadar önemli
İnmeden korunmada ilk aşamayı riskleri bilmek ve bu doğrultuda önlem almak oluşturuyor. Yüksek tansiyon, diyabet, sigara, kalp hastalıkları (özellikle de ritim bozuklukları), hareketsiz yaşam tarzı, aşırı kilo ve kolesterol yüksekliği inmenin gelişmesinde en önemli etkenler arasında yer alıyor. Bu nedenle genel olarak 40 yaş sonrasında, aile öyküsü olan kişilerde ise daha da önceden başlayarak düzenli olarak tansiyon, kan şekeri, kolesterol ölçümleri ile kalp kontrollerinin yapılması çok önemli. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nazire Afşar inmede yaşam tazı değişikliğinin de ilaçlar kadar önemli olduğuna işaret ederek şu önerilerde bulunuyor: “İnmeden korunmak için sağlıklı beslenmeli, besinlerdeki yağ ve tuz miktarını kontrol etmeli, meyve sebzeye ağırlık vermeli. Fazla kilo almamak, düzenli egzersiz yapmak ve stresten korunmak da alınması gereken önemli önlemlerden. Bunların yanı sıra sigara içilmemeli ve içilen ortamlardan uzak durmalı. Alkol tüketimi de en az seviyede tutulmalı. Düzenli olarak spor yapılamıyorsa en azından işe gidip gelirken toplu taşıma araçları kullanmalı, araç iş yerinden uzağa park edilerek yürümeli veya alışveriş merkezleri dahil her fırsatta asansör yerine merdiven kullanmalı”

BU BELİRTİLER “İNME” SİNYALİ OLABİLİR!

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Giriş Yap

Antalya Kadın ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!