Etkinlikte konuşan Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İdris Taş, 10 Ocak’ın tarihsel arka planına ve gazetecilerin kaybettiği haklara dikkat çekerek gazetecilik meslek yasasının gerekliliğini bir kez daha vurguladı. Taş, şu ifadeleri kullandı:
“10 Ocak bizler için gerçekten çok önemli. 4 Ocak 1961’de biliyorsunuz basın iş kanunu önemli hatlar elde etmişti gazeteciler. Ve 9 gazete patronu buna itiraz ediyor. Gazeteciler de Basın adlı gazete çıkarıyorlar. Ve o gün bugündür 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı olarak kutlanıyor. Ta ki 1990’lı yıllara kadar. Maalesef 90’lı yıllardan sonra gazetelerin sahibi gazeteci olmayınca, sermayedar olunca, holdingler olunca sonrasında yine bazı haklarımız elden gitti. Ve günümüzde de ekonomik sıkıntılar, gazetecilik meslek yasasının olmaması nedeniyle gerçekten bir istihdam yönüyle radyolar, televizyonlar, gazete, internet, dergi her alanda ciddi sorunlar var. Bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu gazetecilik meslek yasasını çıkartması gerekiyor. Hem de ekonomik yönden iyileşme çalışmaları da son derece önemli. Ve umuyorum 24 Temmuzlar, 10 Ocaklar bundan sonra biz bayram olarak kutlamak istiyoruz. Çünkü gazeteciler son derece önemli işler yapıyorlar. Toplumun önünde insanlar, gece gündüz her şeyini ortaya koyan meslek gruplarında olduğu için kıymetli. O yüzden ben yine de tüm meslektaşlarımızın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum. Çünkü bu meslek çok kutsal bir meslek.”
“En büyük kaybımız sendikal haklar”
Etkinliğe katılan gazetecilerden Erdoğan Kahya ise 10 Ocak’ın aynı zamanda emek mücadelesinin simgesi olduğunu vurguladı. Kahya, gazetecilerin sendikal haklarını kaybetmesinin bugün yaşanan sorunların temelinde yattığını belirterek,
“Şimdi 10 Ocak’ta mesela en önemli aldığımız haklardan birisi örgütlenme hakkıdır. Örgütlenme hakkı derken meslek örgütlerini kastetmiyorum. Sendikal özgürlük, sendikal haktan söz ediyorum. İşte sanayici, iş adamı, zengin gazete patronu olduktan sonra hepimiz sendikadan istifa ettirmek zorunda kaldık. Sendikasız bir kesim bugünlere o yüzden sendika olmadığı için, örgütlenme hakkımız elimizden alındığı için bugünlere sıkıntılarla geldi. En büyük sıkıntımız budur. Çünkü asgari ücret 3 lira oldu, 5 lira oldu tartışması yapılırken gazetecilerin büyük bir bölümü özellikle Anadolu’da asgari ücretin altında ücretlerle çalışıyor. Şimdi açlık sınırı, yoksulluk sınırı bunlar tartışılırken de biz yazıyoruz. Diyoruz ki bu işçiye yazık değil mi? Kendi işçimizin farkında bile değiliz. O nedenle 10 Ocak’ları biz bayram olarak değil, çalışan gazeteciler günü, geleneksel gazeteciler günü, emek ve işçi hakları günü gibi değişik isimlerle kutlamaya çalışıyoruz.”
“Onurlu duruşunu koruyabilen gazeteci sayısı çok az”
Gazeteci ve imtiyaz sahibi Nilhan Turan da mesleğin günümüz koşullarında giderek daha zor hale geldiğini ifade etti. Turan, meslekte ayakta kalmanın başlı başına bir mücadeleye dönüştüğünü belirterek şunları söyledi:
“Tabii ki meslekte olmak, mesleği icra etmek, uzun yıllardır bu mesleğin içerisinde tüm zorluklarına rağmen var olabilmek, ayakta kalabilmek gerçekten günümüz koşullarında oldukça zor. Antalya Hakkında’yı ben de takip ediyorum ve sizlerin de bu bağlamda çok önemli hizmetlerinizi takdirle karşılıyorum. Malum mesleğimiz gerçekten yapılması oldukça zor bir meslek, sıkıntılarımız çok büyük. Düzgün çalışılabilecek ya da gerçekten emeğinin karşılığını alabilecek mecraların sayısı artık yok denecek kadar az. Buna rağmen onurlu duruşuyla ayakta kalabilen, kalemini satmadan tabiri caizse düşüncelerini otosansür olmaksızın yapabilen meslektaş sayısı o kadar az ki günümüzde. Buna rağmen bir arada olmanın verdiği keyif, göremediğimiz meslektaşlarımızı her 10 Ocak’ta en azından bir arada görebilmek hepimiz için ayrı bir mutluluk oluyor.” Dedi.
Gazeteci ve imtiyaz sahibi Songül Başkaya ise konuşmasında geçmişten bugüne gazetecilerin verdiği bedellere dikkat çekerek,
“Halkın sesi olmaya devam edeceğiz”
“Gerek siyasal ve demokratik iklim nedeniyle, gerek ekonomik koşullar nedeniyle geçmişte gazeteciler katlediliyordu. Onların hepsini saygıyla anıyorum. Onların mücadelelerini biz bu zorlu koşullarda devam ettirmeye çalışıyoruz. Ama gazetelerin sayısının azaldığı, televizyonların kapatıldığı, kapanmak zorunda kaldığı ekonomik nedenlerle, baskıların, tirajların düştüğü, basın meslek onurunun zaman zaman çok azaldığı yerlere düştüğü bir noktadayız. Ekonomik anlamda da hem kurumlar açısından çok zor ayakta kalmak, hem çalışanlar açısından. Ama biz demokrasinin, halkın sesi olması için, demokratik bir ortam için mücadelemizi her alanda sürdüreceğiz. Sizler de iyi ki varsınız, iyi ki bir aradayız. Ülkemize, kentimize aydınlık günleri getirmek anlamında ne gerekiyorsa mesleki olarak yapmaya çalışıyoruz.”
antalya.hakkinda
HABER; Ersin Bekler-İlayda Zeybek





