USD46,86
EURO53,63
GBP63,00
BIST14.189,96
GR. ALTIN6.138,56
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak

Havva’nın Üç Kızı

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

HAVVA’NIN ÜÇ KIZI

Düzenli olarak iki haftaya bir toplanıyor, arkadaşlarla önceden belirleyip okuduğumuz kitaplarla ilgili değerlendirmeler yapıyor, çıkarımlarda bulunuyoruz.

Kitaba, yazara çok farklı yaklaşımlar oluyor.

Farklı bakış açıları işte.

Buradan şunu söylemek isterim: Sizler de yaşadığınız şehirlerde arkadaşlarınızla bir kitap kulübü kurunuz.

Bol bol kitap okuyunuz.

Hayatınız kitap olsun…

Şiddetle tavsiye edilir.

Dört yıldır ara vermeden sürdürdüğümüz kitap kulübünde, dünya klasiklerini, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki yazarları ve de günümüz yazarlarını okuduk.

Değerlendirdik, yorumladık, çıkarımlarda bulunduk.

Kitaplarla ve kitapların yazarları ile ilgili bir bilgi birikimimiz az da olsa oluştu.

Heybemizi kendimizce doldurduk.

Elif Şafak’tı okuyacağımız yazar, iki hafta önceden belirlemiştik.

Çoğu kitabını önceden okumuştum.

“Aşk” romanını çok başarılı bulmuştum.

“Babam ve Piç” kitabı da iyiydi.

“Havva’nın Üç Kızı” romanı şiddetle tavsiye edildi. Merak ettim doğrusu; okumam gerektiğini düşünerek, evime ne yakın kütüphaneden kitabı gittim, aldım; bir solukta okudum, bitirdim.

Postmodernist yazarlar; hep bilindik meseleleri konu ediniyorlar, aynı çıkarımlarda bulunuyorlar.

Onu fark ettim.

Orhan Pamuk’un kurgusu ile Elif Şafak’ın kurgusu, vermek istedikleri mesaj aynı…

Kafası karışık bireyler…

İdeal yoksunluğu…

Davaya inançsızlık…

İhanet, çözülme, kaçış…

Mutsuz insan…

Bireysel yaşam…

Romanda kahramanlar; köylüler, şehirliler, islamcılar, solcular, sağcılar, milliyetçiler, ateistler, inançlılar, cahiller, zenginler, yoksullar…

Bunların çatışmaları…

Cahille bilgili, zenginle fakir, iyi ile kötü, dürüst ile sahtekâr aynı değerde, eşit mesafede…

Kim değerli, kim değersiz…

Belirsiz…

İnsanlığın, toplumsal serüvenini yok saymak, postmodernist bir bakış açısını idealize etmek için, tüm toplumsal gerçekleri kendinize göre şekillendirmek, genel geçer doğruymuş gibi kurgulamak okuyucuya karşı yapılmış bir haksızlık değil midir?

Nereden çıkartıyorsunuz, hangi gerçeklerden feyz alıyorsunuz?

İnsanoğlunun karanlıkla mücadelesi hiç bitmemiş, her daim var olmuştur.

Hiç bitmeyecektir de!

Aydınlık, karanlık savaşı uzlaşmaz.

Uzlaşamaz…

Aydınlık; iyiyi, güzeli, doğruyu, hoşgörüyü, dostluğu, sevgiyi, saygıyı; adaleti, dürüstlüğü, hakkaniyeti, bilimi…. temsil eder.

Büyük bedeller öder.

Karanlık; kötülüğü, çirkinliği, kemliği, düşmanlığı, eskiyi, ilgisizliği, duyarsızlığı, bencilliği, bireyciliği… temsil eder.

Hiç bedel ödemez.

Romandaki başkahraman Peri; arada, derede kalmış bir kişi değildir.

Kişiler arada kalmazlar.

Tercih derdine düşmezler.

Neyse odurlar.

Romanda geçen kahramanlar, mekândan bağımsız anlatılmak istenmiş, “coğrafya kaderdir” gerçekliğinden kopuk olaylar örgüsü ile bir mesaj verilme kaygısına düşülmüştür.

Kişilerin yaşadığı mekân, toplum, kültür, değer, norm, statü önemlidir.

Hele okuduğu üniversite çok çok önem arz eder.

Dünyanın en tanınmışı olan İngiltere’deki Oxford üniversitesinin kişiler üzerinde hiçbir etkisinin olmaması, etki yaratmaması garip değil midir?

Üniversite iklimi romanda hiç konu edilmemiştir.

Şirin, Mona ve Peri…

Şirin’in ateistliği, cinsel yaşamı olumsuzlanarak, romanın kötü kadını ilan edilmiştir.

Hocası Asur ile cinsel ilişkisi delil olarak gösterilmiştir.

Peri’nin babasının içki içmesi de tüm seküler camiaya mal edilmiştir.

Mona, dini değerlerinden dolayı olumlanmış, masumlaştırılmış, haksızlıklara karşı başkaldıran, mazlumun yanında birisi gibi gösterilmiştir.

Peri, Türkiye’nin içinde bulunduğu toplumsal, siyasal duruma benzetilmiş.

Ne iyi ne de kötü, bir arada bir derede ikileminde bırakılmıştır.

Peri’nin abileri, annesi…

Türkiye’den kareler…

Toplumlar, sınıfsal meselelerden dolayı bölünürler.

Mesele sınıfsaldır.

Üretim araçlarının kimin elinde olduğu ile ilgilidir.

İnançlar kişinin, kişisel tercihidir; ayrışmaya bir neden değildir, olmamıştır.

Hiçbir zaman temel mesele haline gelmemiştir, getirilmemiştir.

Ülke insanımız meseleye böyle bakar.

Elif Şafak dile hakimdir, akıcı yazmaktadır; kitapları bir solukta okunmaktadır.

Tabii ki çok okunan, ünlü bir yazardır.

Kalemine diyeceğim birey yoktur ama romanın verdiği mesaja diyeceğim çok şey vardır.

Son söz…

Toplum mühendisliği yapmanın bir gereği yok!

Havva’nın Üç Kızı

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Antalya Kadın ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!