Mora katliamının 205. yılı…
Gürsel Demirok
Son Güncelleme: 25 Eylül 2026 16:21
Gürsel Demirok
Osmanlı İmparatorluğu’nun çözülme dönemi, yalnızca toprakların kaybedildiği yıllar değildir.
Aynı zamanda insanların evlerini, köylerini, şehirlerini, yakınlarını ve yüzyıllardır yaşadıkları toprakları kaybettikleri büyük bir insani dram dönemidir. “Tarihten ders almayı bilmek” başlıklı geçen ay bu köşede yayınlanan yazımızda belirttiğimiz üzere 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın başlarında Balkanlar’da, Kafkasya’da ve Osmanlı coğrafyasının farklı bölgelerinde çok sayıda Türk ve Müslüman öldürüldü, sürüldü veya göçe zorlandı.
Bu acı tarihin en çarpıcı örneklerinden biri, 1821’de Mora Yarımadası’nda yaşandı.
Osmanlı Devleti’ne karşı başlayan Mora İsyanı, kısa sürede bölgede yaşayan Müslüman nüfusu da hedef alan ağır şiddet olaylarına sahne oldu. Mora’daki Osmanlı yönetiminin önemli merkezlerinden Tripoliçe, aylar süren kuşatmanın ardından 23 Eylül 1821’de Yunan isyancıların eline geçti. Şehrin ele geçirilmesinin ardından büyük çaplı öldürme, yağma ve talan yaşandı. Kadın, çocuk ve yaşlıların da aralarında bulunduğu çok sayıda Müslüman sivil hayatını kaybetti.
Tripoliçe’de yaşananlar, Yunan İsyanı’nın en kanlı safhalarından biri olarak tarih araştırmalarında yer almaktadır. Katliamda hayatını kaybedenlerin sayısına ilişkin kaynaklarda farklı rakamlar verilmekle birlikte, olayın büyüklüğü ve sivillerin kitlesel biçimde öldürüldüğü konusunda tarihî kaynaklarda geniş ölçüde kayıt bulunmaktadır.
Türk Tarih Kurumunun çalışmalarında, 1821 İsyanı sırasında Mora Yarımadası genelinde yaklaşık 40 bin Müslüman Türk’ün öldürüldüğü ifade edilmektedir. Tripoliçe ise bu sürecin sembol şehirlerinden biri olmuştur.
Yaşananlar yalnızca insanların öldürülmesiyle de sınırlı kalmadı. Mora’daki Müslüman varlığının ortadan kalkması sürecinde ibadet yerleri, medreseler, mezarlıklar ve Osmanlı döneminden kalan çeşitli kültürel miras unsurları da büyük ölçüde tahrip edildi. Böylece yüzyıllardır bölgede yaşayan bir toplum, sadece nüfus olarak değil, bıraktığı tarihî ve kültürel izlerle birlikte büyük ölçüde ortadan kalktı.
Tripoliçe’nin düşüşü bu nedenle yalnızca askerî veya siyasi bir gelişme olarak değerlendirilemez. Aynı zamanda Mora’nın demografik yapısının köklü biçimde değiştiği tarihsel sürecin önemli dönüm noktalarından biridir.
Aradan 205 yıl geçti.
Ancak Tripoliçe’de yaşananlar, savaşların ve milliyetçi çatışmaların en ağır bedelini çoğu zaman sivillerin ödediğini gösteren tarihî örneklerden biri olmayı sürdürüyor. Bu olayları hatırlamak, bugünün toplumları arasında yeni düşmanlıklar yaratmak için değil, geçmişte yaşanan insanlık dramlarının unutulmaması ve benzer acıların tekrarlanmaması için önemlidir.
Tarih yalnızca zaferleri, devletlerin kuruluşlarını ve savaş meydanlarını anlatmaz. Tarih aynı zamanda evlerini kaybedenlerin, göçe zorlananların ve hayatını kaybeden sivillerin de hikâyesidir.
Milli Savunma Üniversitesi Rektörü, Akademisyen, Tarihçi Erhan Afyoncu, sosyal medyada bu konuda yaptığı bir paylaşımda şunları söyledi:
“Bu katliamlar 1821’den 1974’e kadar farklı coğrafyalarda devam etmiştir. Yunanistan’ın tarih boyunca katlettiği Türkler ve akraba topluluklar için ülkemizin en fazla ziyaret edilen yerlerine vakit kaybetmeden Yunan katliam ve mezalim anıtları dikmeliyiz. Mora Türkleri Katliamı, Teselya Türkleri Katliamı, Adalar Denizi (Ege) Türkleri Katliamı, Girit Türkleri Katliamı, Balkan Savaşları Katliamı, Batı Trakya Türkleri Katliamı, Trakya İşgali Katliamı, Anadolu İşgali Katliamı anıtlarının önemli sanatkârlarımıza yaptırılıp, bir an önce dikilmesi katledilen onbinlerce masum Müslüman’ın anısını yaşatacaktır.”
Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada da, 1821-1830 yılları arasında Mora Yarımadasında Müslüman Türk ahalinin sistematik olarak katledildiği anımsatıldı. Bu imha politikasına, ibadet yerlerinden medreselere, mezarlıklardan diğer kültürel miras unsurlarına kadar uzanan planlı bir yıkım ve tahribatın eşlik ettiği vurgulandı. Tripoliçe katliamının 205. yıl dönümünde, acımasızca katledilen Müslüman Türk sivil halkı rahmetle anıldı. Tripoliçe’de 205 yıl önce hayatını kaybeden Müslüman Türk sivilleri biz de rahmetle anıyoruz.
Onların yaşadıkları da ortak tarihimizin ve tarihsel hafızamızın unutulmaması gereken bir parçasıdır.




