Türkiye iklim değişikliği zirvesine hazırlanıyor
Kamuoyunun dikkatleri bölgedeki gelişmeler ile iç politik gelişmeler üzerinde yoğunlaştığı bir dönemde Türkiye sessiz sedasız önemli bir konferansın hazırlıklarını sürdürüyor.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın 31. oturumu
yani COP 31, Türkiye’nin ev sahipliğinde 2026 sonbaharında Antalya’da düzenlenecek.
COP 31, küresel iklim politikalarının şekillendirildiği en büyük uluslararası çevre zirvesi olma özelliğini taşıyor ve iklim değişikliğiyle mücadelede devletler arası iş birliğinin en önemli
platformu olarak kabul ediliyor.
COP 31, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da yapılacak. Antalya, bu büyüklükteki uluslararası toplantıları düzenleyebilecek kongre merkezleri, oteller ve altyapıya sahip bir şehir olarak seçildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Konferans hazırlıkları çerçevesinde geçen ay New York’ta Birleşmiş Milletler’de önemli temaslarda bulundu. Kurum geçen günlerde de Antalya’da Konferans mahali EXPO Fuar alanında incelemeler yaptı, yerel yöneticiler ve ilgili bakanlık temsilcileriyle hazırlıklara ilişkin istişarelerde bulundu
Türkiye’nin dünyanın en önemli iklim zirvesi olan COP31’e ev sahipliği yapması takdire değer bir durum. Dünyanın gözü Antalya’da olacak. COP 31’e başkanlık edecek olan Türkiye, iklim değişikliği ile ilgili alınacak kararlarda etkili olabilecek. Verilecek her kararın altında Türkiye’nin imzası olacak. Türkiye, COP’lara önemli anlam yükleyen ve iklim eylemini hızlandıran “Eylem Gündemi” oluşturacak ülke.
Zirveye 196 ülkeden 80 bini aşkın ziyaretçinin gelmesi öngörülüyor. Türkiye COP 31 başkanlığı için 2 yıla yakın bir mekik diplomasisi yürüttü. 10 Kasım 2025’te Brezilya’da (Belem) düzenlenen COP 30 Taraflar Konferansı’nda COP31’in Türkiye’nin ev sahipliğinde ve başkanlığında yapılması kararlaştırıldı.
Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Bakan Murat Kurum, Türkiye’nin COP 31 başkanı olarak görevlendirildi. Konferansın tüm hazırlıkları Çevre Bakanlığınca yürütülüyor.
İklim diplomasisinin en önemli zirvesi COP Taraflar Konferansı. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansları her yıl düzenleniyor. Sera gazı azaltım hedefleri, uyum politikaları, iklim finansmanı, kayıp zarar mekanizmaları ve karbon piyasalarının kurallarının belirlendiği oturumlar iklim kriziyle mücadele eden dünya için hayati önem taşıyor. Paris Anlaşması’nın uygulanmasına ilişkin kurallar da COP toplantılarında şekilleniyor.
Bir ülke COP’a ev sahipliği yaptığında küresel iklim politikalarının merkezine yerleşerek önemli bir diplomatik görünürlük elde ediyor. Zirveye katılan on binlerce delege sayesinde turizm, konaklama, ulaşım ve hizmet sektörlerinde ciddi bir ekonomik hareketlilik yaşanıyor.
Bu süreç aynı zamanda ev sahibi ülkede yeşil dönüşüm çalışmalarına ivme kazandırıyor. Uluslararası finans kuruluşları ve iklim fonlarının ilgisi artarken, ülke temiz enerji ve iklim finansmanı alanlarında daha fazla yatırım çekme potansiyeline sahip oluyor.
Ev sahibi şehir de, iki hafta boyunca dünyanın dikkatini üzerine çekerek, “iklim diplomasisinin merkezi” konumuna geliyor ve küresel tanınırlığı güçleniyor.
Bu itibarla, COP 31 sadece devlet temsilcilerini değil; uluslararası sivil toplum örgütlerini, özel sektör aktörlerini, bilim insanlarını ve medya mensuplarını buluşturarak Antalya’yı küresel iklim diplomasisinin merkezlerinden biri haline getirecek.
Bu ölçekte bir zirveye ev sahipliği yapmak, Antalya ve Türkiye’ye birçok fırsat sunacak gibi görünüyor. Turizm ve konaklama sektöründe güçlü bir ekonomik hareketlilik, uluslararası görünürlük ve diplomatik prestij, küresel sürdürülebilirlik ve çevre politikalarında Türkiye’nin etkin rolünün pekişmesi ve yerel ekonomik kalkınma ve altyapı yatırımlarının artması gibi kazanımlar bekleniyor.
Ayrıca Antalya’nın bu toplantı sayesinde sadece turizm şehri olarak değil, iklim eylemi ve sürdürülebilirlik alanında da küresel bir merkez olarak tanınma potansiyeli bulunuyor.
COP 31 zirvesi, yalnızca Türkiye için değil, küresel iklim politikaları açısından da büyük önem taşıyan bir etkinlik olacak. Bu zirve, iklim değişikliğiyle mücadelede ülkelerin hedeflerini güncelleyeceği, iş birliği ağlarının güçleneceği ve sürdürülebilir bir geleceğe giden yolun tartışılacağı bir platform işlevi görecek.
Öte yandan iklim krizine, ekolojik yıkıma, doğanın ve emeğin sömürüsüne karşı olan bazı sivil toplum kuruluşlarının seslerini ve tepkilerini COP 31 vesilesiyle duyurma hazırlığı içinde olduğu
görülüyor. Bu çerçevede Antalya Barosu’nun çağrısı ile çeşitli sivil toplum kuruluşlarının ve sendikaların katılımıyla Antalya’da oluşturulan İklim Adaleti Forumu’nun zirve öncesi çeşitli konularda görüş ve öneriler belirleme aşamasında olduğu anlaşılıyor.
“İklim krizi yalnız çevresel bir sorun değil, aynı zamanda toplumsal, ekonomik ve siyasal boyutları olan küresel bir meseleyi ifade etmektedir. Bu nedenle politikaların belirlenmesi sürecinde yalnızca devletlerin ve uluslararası kurumların değil, aynı zamanda yerel toplulukların, emek örgütlerinin, bilim insanlarının ve sivil toplumun da söz sahibi olması” gerektiğini savunan Forum adil, katılımcı ve doğayı gözeten politikaların geliştirilmesini istiyor.
COP 31 vesilesiyle, dünyanın farklı bölgelerinden çok sayıda sivil toplum kuruluşu, toplumsal hareket ve iklim inisiyatifinin Antalya’da bir araya gelmesi bekleniyor. Bu süreçte, resmi zirveye paralel olarak uluslararası forumların, toplantıların ve tartışma platformlarının düzenlenmesi öngörülüyor.
Gürsel Demirok





