Bu yıl 21 000 hektar orman alanı yanabilir!
Türkiye Ormancılar Derneği Batı Akdeniz Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, Orman Genel Müdürlüğünün tuttuğu kayıtlara göre 1937-2015 yılları arasında çıkan 100 binin üzerindeki yangında 1 milyon 662 000 hektarlık orman alanının etkilendiğini belirterek, “Bu, yaklaşık 80 yılın ortalaması olarak, yılda 1275 orman yangınının çıktığı ve 21 bin hektarlık alanı etkilediği anlamına geliyor” dedi.
‘ÖNCE YAKIP SONRADA CİĞERİMİZ YANDI DİYORUZ’
Prof. Dr. Tuncay Neyişçi bu yangınların neredeyse tamamnına yakının insan kaynaklı olduğuyna dikkat çekerek, “Başka suçlu aramayın! Bu yangınların hemen hepsini (%90) biz çıkarıyoruz! Aynı kayıtlar çıkan yangınların %90’ının ihmal, dikkatsizlik, kasıt, vb. insan kaynaklı olduğunu söylüyor. Ormanlarımız yandıktan ya da ormanlarımızı (bilerek ya da bilmeyerek) yaktıktan sonra “ciğerlerimiz yandı” diye yakınmanın anlamı yok! Yakmayacağız! yaktırmayacağız! dikkatli olacağız! destek olacağız!” diye konuştu.
YÖNETİCİLERİN HİÇ Mİ SUÇU YOK!
Bu soruyu ise “Olmaz olur mu! Ormanların yönetimi ve orman yangınları ülkemizde Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve ona bağlı Orman Genel Müdürlüğü çatısı altında örgütlü orman mühendislerinin sorumluluğu ve gözetimi altındadır şeklinde yanıtlayan Prof. Dr. Neyişçi, “Yani bir mühendislik alanıdır. Mühendislik gerçekler üzerine oturması, oturtulması gereken bir alandır. Ve yangın sayısı ve yanan alan miktarını kabul edilebilir bir seviyeye düşürmek, düşürülmesini sağlamak Orman Genel Müdürlüğü’nün (OGM) görevidir.
OGM her yıl orman yangınları konusunda gerçekleri ortaya koyarak hedeflerini kamu oyu ile paylaşmalıdır. Yani kamuoyuna; ‘Bu yıl, 80 yıllık ortalamalara göre 21 000 hektarlık orman alanımız yanacaktır. Biz bunu, sizin de dikkat ve katkılarınızla 20 000, 15 000, 5 000, vb hektara düşürmeyi hedefliyoruz ve gereğini yapacağız’ diyebilme cesaretini, yardım isteme paylaşımcılığını göstere bilmelidir. Yangınların %90’ının insan kaynaklı olduğu bir ülkede insanların güvenini kazanmadan ve katkılarını talep etmeden başarılı olmak olası değildir” ifadesini kullandı.
YETERSİZ ÖDENEK
Çıkış nedeninin %90’nın ihmal, kasıt, dikkatsizlik gibi insan kaynaklı olduğu bir olguda OGM’nin en büyük ağırlığı ve tabii ki bütçeyi bu konuya ayırmasının bir mühendislik gereği olduğunu da sözlerine ekleyen Prof. Dr. Neyişçi, “Anacak durum hiç de böyle değildir. Bütçede bu konuya ayrılan ödenek bir helikopterin yıllık kirası düzeyindedir.
Ne OGM ve ne de üniversiteler, örneğin dikkatsizliğin nedenleri, çeşitleri, dikkatsizliğin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi ve sosyoekonomik durumla ilişkisi, dikkatsizliği önleyebilmenin yol ve yöntemleri, gibi konularda strateji ve politika geliştirilmesine yardımcı olabilecek en ufak bir çaba içine girmemişlerdir.
Hiçbir ön çalışma yapmadan yangınların sayısal olarak arttığı dönemlerde (haziran-ekim) ormana girişlerin piknik amaçlı bile olsa, yasaklanması, orman ile insan arasındaki ilişkiyi kopararak düşünülenin aksine, orman yangınları sayısının artasına da neden olabilir.
Oysa ülkemiz koşullarında Orman ve Su İşleri Bakanlığının temel görevi insanların ormanlar üzerindeki öngörülen olumsuz etkilerini en aza indirmek değil tam tersine ormanların insanlar üzerindeki olumlu etkilerini en üst seviyeye çıkarmak olmalıdır. Yani ormanda piknik yapmayı, yürümeyi yasaklamak değil, piknik alanları, yürüyüş parkurları vb. nitelikli, eğitici , insan-orman ilişkisini geliştirici hizmetler sunumunu artırmaktır” şeklinde konuştu.
ELMALARLA ARMUTLARI KARIŞTIRMAYALIM
Orman yangınlarıın, denetlenemeyen (kontrol altına alınamayan) parametreleri çok olan karmaşık bir konu olduğuna da işaret eden Ormancılar Derneği Batı Akdeniz Şube Başkanı Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, şunları söyledi:
“Çıkan yangınların %90’ının insan kaynaklı oluşu bu belirsizliğin en önemli nedenidir. Bu konuda başarı iddiası, ortalama yangın sayıları ve yanan alan büyüklükleri üzerinden değil, bilgi, deneyim, yayın, yangın yönetim maliyetleri gibi konular üzerinden yapılır. Örneğin yanan büyüklüklerini ve sayılarını karşılaştırarak ‘Amerika’dan daha başarılıyız’, ‘Avrupa Birliğine fark atıyoruz’ gibi savlar, elmalarla armutları karşılaştırmak gibi, mühendislik alanında bir anlam ifade etmezler.
Orman yangınları konusunda gerçekleştirilen bilimsel çalıma ve yayınların nitelik ve niceliği, yangınlar sonrasında edinilen deneyimlerin rapora ve bilgiye dönüştürülmesi, yangın deneyimi yüksek personelin yer değiştirmesi, gibi konularda ciddi eksiklerimizin olduğunun kabul edilmesi ve iyileştirilmesi yolunda gerçekçi çalışılmalara başlanması mühendisliğin gereğidir. Yanan alan büyüklüklerini olduğundan küçük göstermenin bir gelenek halini aldığı ve deneyimli personelin sürekli yer değiştirmek zorunda kaldığı bir kurumda başarı tesadüflere kalmak durumundadır.”
ORMAN BİTİŞİĞİNDEKİ YAPILAR
Orman içi ve bitişiğine inşa edilen yapıların artması ve yapılarda yangını önleyici ve geciktirici önlemlerin alınmasında etkin olunmamasının, orman yangınlarının nitelik değiştirmesine neden olduğunu da vurgulayan Prof. Dr. Neeyişçi sölerini şöyle tamamladı:
“Orman yangını ile bina yangını birbirinden çok farklı iki yangın türüdür ve mal ve can güvenliğinin önceliği vardır. Daha başarılı olduğumuzu ileri sürdüğümüz ABD de orman içi ve bitişiğinde bir inşaat yapmanın çok özel koşulları (belli mesafede bitki temizliği ve bakımı, otoparkın ve havuzun yeri, bacalar, çatılar, gibi) ve kullanılacak malzemelerin yangın güvenlik standartları (yağına dirençli boya, yanmaz kiremit gibi) vardır. Ülkemizde böyle bir standart olmadığından orman yangınlarında bina yangınlarının sayısı artmaktadır. Doğal olarak önceliğin bina ve içinde yaşayanlara verilmesi, orman yangınlarıyla ilgilenmeye alışmış OGM personeline yeni güçlükler sunmaktadır. Bu durum kimi zaman orman yangınlarının büyümesine de yol açabilmektedir.”




