USD44,35
EURO51,33
GBP59,27
BIST12.727,06
GR. ALTIN6.213,01
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak

Türk Savunma Sanayi Yükselişte

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

ABD- İsrail ikilisi ile İran arasındaki füze savaşları bölgedeki gelişmelerin ülkemize etkileri konusunu da gündeme getirdi…

Türkiye’nin bu gelişmelerden alınması gereken dersler tartışılıyor. Ankara’nın bu ülkeler arasındaki savaşa taraf olmaması gerektiği vurgulanıyor. Keza Türk savunma sanayisinin önemi üzerinde duruluyor.

Türkiye’nin savunma sanayisi alanındaki durumunu değerlendirebilmek için bu kapsamda yıllar içinde kaydedilen gelişmeleri anımsamak gerekir. Geçmişte yaşanan sıkıntılar, zorluklar hatırlanarak Türk savunma sanayisinin büyümesi, yerli üretimin teşvik edilmesi ve dışa
bağımlılığın azaltılması yolunda atılan adımların önemini kavramak gerekir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında milli bir savunma sanayisinin tesisi hedefine yönelik bir takım girişimler gerçekleştirilmişti. Ancak, İkinci Dünya Savaşı ve “Truman Doktrini” ve “Marshall Planı” çerçevesinde ABD tarafından sağlanan yardımlar ile Türk ordusunu modern silahlarla donatarak Türkiye’nin savunma gücünü artırılması yoluna gidilmişti. Sağlanan yardımlar, Sovyet tehdidi karşısında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin caydırıcı gücünün artırılmasına önemli ölçüde katkı sağlamıştı.

Ancak ABD’den gönderilen malzemelere bir bedel ödenmemesine rağmen bu malzemelerin bakımı için her yıl bütçeden ayrılan 400 milyon TL’lik kaynak, savunma harcamalarının ekonomi üzerinde yarattığı olumsuz etkiyi artırdı. Bu dönemde savunma sanayisi alanında dış yardım ve dış alım politikası uygulandı. 1952 yılında NATO üyeliği sonucu gelen savunma teçhizatları hibeleri, savunma ürünlerinin yurt içinde üretimini engelledi. Savunma sanayisinin geliştirilmesi çabaları yavaşladı.

Savunma sanayisi alanında dışa bağımlılığının sakıncaları Kıbrıs sorunu ile görülmeye başlandı. 1963 krizinde donanmamızın Kıbrıs’a çıkarma yapacak gemisi yoktu. ABD, Türkiye’nin Kıbrıs’a gitmek için NATO silahlarının kullanılamayacağını hatırlattı. Bu hatırlatmalar sonucu ilk adım olarak çıkarma gemisi yapımına başlandı. Bu iş on yıl sürdü. Donanmadaki yerlilik oranı 1963’te yüzde 11 iken, 1974’te yüzde 66’ya çıktı. 1967-1974 yılları arasında yerli üretim teşvik edildi. Bu alanda önemli adımlar atıldı. Yerli tank, uçak, füze ve denizaltı gibi projeler, Türkiye’nin savunma sanayisi alanında daha da ilerlemesine katkı sağladı. 1973 yılında Roketsan kuruldu ve Türkiye’nin füze ve roket sistemleri üretiminde lider bir şirket haline geldi.

1974 Kıbrıs bunalımı sırasında, müttefik ülkelerden alınan savunma teçhizatının Türkiye’nin ulusal çıkarları doğrultusunda kullanılması ihtiyacı doğmuş; ancak başta ABD olmak üzere, bazı müttefik ülkelerce çıkarılan engeller sebebiyle savunma ihtiyaçlarının karşılanmasında diğer ülkelere mutlak bağımlı hale gelinmesinin sakıncaları kuşkuya yer bırakmayacak şekilde gözler önüne serilmişti.

Bu durum, Türkiye’de modern bir savunma sanayisi altyapısının oluşturulmasına yönelik politikaların temelini teşkil etti. Federal Almanya’dan alınan lisanslar ile Makine ve Kimya Endüstrisi’nde (MKE) gerçekleştirilen G-3 ve MG-3 tüfek üretimi izlenen bu politikanın somut örnekleri. Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında uygulanan ambargoya gösterilen ulusal tepki sonucu Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri Güçlendirme Vakıfları kuruldu. Bu vakıflar tarafından yürütülen çalışmalar ile bazı temel sahalarda; ASELSAN, HAVELSAN, ASPİLSAN gibi devlet sermayesine dayalı yatırımlar gerçekleştirildi.

Türkiye, o zor yıllardan itibaren izlenen öz güvene dayalı kararlı politikalar sonucu bugünlere geldi. Emekli bir general geçenlerde bir TV kanalında o yıllarda savunma sanayisi alanında dışa bağımlı olmanın yol açtığı sıkıntıları anımsatarak, bugün ulaşılan aşamadan övgüyle söz ediyordu.

ABD merkezli “Defense News” dergisinin hazırladığı “2025 yılı Top 100 Savunma Sanayi Firmaları” listesinde beş Türk şirketi yer aldı. ASELSAN, TUSAŞ, Roketsan, ASFAT (Askeri Fabrika ve Tersane İşletme Anonim Şirketi) ve MKE, savunma gelirlerini artırarak listede yükseldiler. ASELSAN, 3 milyar 541 milyon dolarlık savunma sanayisi geliriyle listenin 43. sırasında yer aldı ve Türkiye’nin en üst sıradaki firması oldu. TUSAŞ, geçen yılki konumuna göre 3 basamak yükselerek 47. sıraya çıktı. Roketsan, istikrarlı performansını koruyarak 71. sırada konumlandı. Listeye son yıllarda giren ASFAT, önemli bir yükseliş kaydederek 78. sıraya yerleşti. MKE ise 4 basamak yükselerek 80. sırada kendine yer buldu.

Atlantic Council için hazırlanan bir analizde de, Türkiye’nin geliştirdiği “Çelik Kubbe” hava savunma mimarisinin Avrupa için dikkat çekici bir model olduğu vurgulandı. Raporda, Patriot ve SAMP/T gibi sistemlerde yaşanan füze üretim darboğazına karşı Türkiye’nin entegre ve katmanlı yaklaşımının önemli avantajlar sunduğu belirtildi. Türkiye’nin geliştirdiği Çelik Kubbe hava savunma mimarisinin modern savaş ortamında önemli avantajlar sağladığı ifade olundu.

Öte yandan, Roketsan tarafından geliştirilen Tayfun balistik füze ailesinin en yeni ve en güçlü üyesi Blok 4 için seri üretim sürecinin başladığı görülüyor. Yaklaşık 3 bin kilometre menzile ulaşacağı
öngörülen ve hipersonik hız kabiliyetine sahip Tayfun Blok 4’ün seri üretime girmesinin Türkiye’nin stratejik caydırıcılığını yeni bir boyuta taşıyacağı uzmanlarca belirtiliyor. Uzmanlar, bu gelişme ile Türkiye’nin savunma doktrininde köklü bir değişikliğe yol açacağını ve bu alanda üretim yapabilen sınırlı sayıdaki seçkin ülkeler kulübüne dahil olacağını vurguluyorlar.

Bölgemizdeki gelişmeler değerlendirilirken, Türkiye’nin savunma sanayisi alanında son yıllardaki yükselişini ve atılımlarını da göz önünde tutmak gerekir. Türk savunma sanayisi firmalarının başarıları, mühendislerimizin azminin ve savunma sanayisi ekosistemindeki güçlü enerjinin göstergesi. Türkiye’nin savunma sanayisinde sürdürülebilir büyüme stratejisi ile hem bugünü hem de geleceği hedeflediğini görmek gerekir.

Gel de savunma sanayimizin yükselişiyle gururlanma. Gel de “nereden nereye” deme…

Görsel: barandergisi.net
Gürsel Demirok

Türk Savunma Sanayi Yükselişte

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Antalya Kadın ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!